Feedback mi? O da ne?

Merhaba…

Hani bir söz vardır ya alın verin ekonomiye can verin diye şimdi bunu kurumsal olarak uyarlar isek alın verin iş hayatına can verin şeklinde gözümüzün önünde belirecektir. Para, ekonominin can damarlarından birisi ise; iş hayatını ayakta tutan faktörlerden birisi de feedbackler yani geri bildirimlerdir. Gelin şimdi feedback’in ne olduğunu, ne kadar önemli olduğunu, iyi ve kötü bildirimin nelere yol açacağını öğrenelim.

Her zaman ki gibi İngilizceden gelen bir Feedback,  literatürümüzde geri bildirim olarak yerini almıştır. Geri bildirimi, pozitif veya negatif bir davranış üzerine, kişiyle bu davranışı pekiştirici veya değiştirici yönde aktarımda bulunmak diye tanımlayabiliriz. Etkili geribildirim verebilmek yöneticiler için en önemli becerilerden birisidir. Ee ne işe yarayacak bu feedback derseniz: Çalışanların performanslarını arttırıcı güdülemeler ile örgütsel amaçlar ve kişisel amaçları ortak noktada buluşturup işletme hedeflerinin gerçekleşmesini sağlamaktır. Örneğin blogda yaptığım hatalar, yapmam ve yapmamam gerekenlerin söylenilmesi benim için birer geri bildirimdir. Peki, bizler feedback ile üniversite ya da iş hayatında mı tanıştık? Cevabımız “Hayır”. Şahsen ben üniversite yıllarında ismini öğrendim ancak daha önceden de hepimizin aşina olduğu bir durumdu. Elbette ilk karşılaştığımız zaman çok çok küçük olduğumuz zaman yani bebeklik zamanlarımız. Doğruyu yanlışı, iyiyi kötüyü ayırmamızı sağlayan ilk annemiz, babamız ve kardeşlerimiz değil miydi? İşte o zaman yediğimiz azarlar bizim için birer geribildirimdi dersem sanırım tam üstüne basmış olurum.  Sonra yıllar geçti çevremiz genişledi; arkadaşlarımız, öğretmenlerimiz, iş hayatına girdiğimizde yöneticilerimiz, iş arkadaşlarımız oldu ve hala geri bildirimler almaya devam ettik. Çalışma hayatında iş arkadaşlarımızın, patronlarımızın gözlerine bakar olduk acaba işimi iyi yapıyor muyum diye. Çünkü eksiklerimizin, fazlalıklarımızın söylenilmesine geçmişimizden aşinaydık, alışık gelmiştik. İyi bir iş yaptığımızda takdiri, eğer yetersiz ise eksiklerimizin söylenilmesini bekleriz. Sizce de öyle değil mi? Öte yandan da karşımızdakini kırmak, eleştirilmek bizler için her zaman istenilmeyen bir durum olmadı mı? Kötü geri bildirimler gururumuzu kırar, mutsuz oluruz. Çünkü duyduklarımızı kişisel algılarız. Geribildirimin kişisel olmadığını olay/davranış hakkında olduğunu kabullenmemiz gerekir.

 

Geri bildirimlerin iyi ve kötü olması durumunda neler olduğuna bakalım birazda. Elbette kötü bir geri bildirim varsa bir takım olumsuzluklara yol açar.

  • Kişileri savunmaya iter.
  • Yeteneklerini geliştirmez duruma gelir.
  • Özgüven ve saygı azalır.
  • Tahminler türetmeye iter.
  • Kişinin yargılanmış hissetmesine yol açar.

İyi bir geri bildirim ise;

  • Özgüven arttırır.
  • Yetenekleri geliştirir. .
  • Kişinin önemli olduğunu hissettirir.
  • Kendini geliştirmede motive edici rolü vardır.

 

Bruce Tulgan’nın geri bildirimle ilgili bu sözü ile sonuca bağlamak istiyorum. Söylemiş olduğu bu söz ile yönetici ve çalışanlar arasındaki geri bildirimde kopuklukların yaşanmasını, yanlış anlaşılmaların ortadan kalkmasına dair güzel bir cevap : ”Geribildirim verdiğiniz kişilerin, sizin geribildirimlerinizi satın alacak müşteriler olduğunu düşünün. Neden o anda, neden o olayla ilgili bir geribildirim vermeye karar verdiğinizi inceleyin.”…

4,002 total views, 36 views today

1995 yılı Kırşehir Kaman doğumlu;Bilişim Teknolojileri mezunu ;Trakya Üniversitesinde işletme bilgi yönetimi bölümü, bölüm ikincisi olarak bitiren ve  mezuniyetini takiben insan Kaynakları  sektörüne kendisini adamış bir gönüllü.

One thought on “Feedback mi? O da ne?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir